Teknokoloji
En TEKNOKOLOJİK Blog…

Google: Sansürcü ve insan haklarına karşı

“Google tehlikeli bir bilgi canavarıdır.” Bu sözler Avusturya’daki Kurier günlük gazetesinde çalışan editör Gerald Reischl’a ait. “Die Google Falle” (Google Tuzağı) ismindeki kitabında arama motoru sunucusuna yoğun bir şekilde saldırıyor.

Reischl Google’ı kontrolsüz veri toplama açlığı ve insan haklarını önemsememesi yüzünden suçluyor.

CHIP Online Gerald Reischl ile çok

özel bir röportaj gerçekleştirdi:

Soru: Açıklamalarınıza göre Google başlangıçta eğlenceli bir arama motoru iken şu an bir “bilgi canavarı” haline geldi. İlk olarak ne zaman Google’ın kullanıcılarıyla gereğinden fazla ilgilendiği hissine kapıldınız?

Reischl: Beni şüphelendiren iki olay gerçekleşti. İlki Larry Page’in CES 2006’daki açıklamalarını duyduğumda oldu. Larry Paige bir Google Earth yerküresinin önüne geçip “fethedilmesi gereken” birçok siyah nokta olduğuna işaret ediyordu. İkincisi ise çalıştığım gazetenin bir arkaplan-röportajı için yaptığım araştırmada meydana geldi. Haber için 180 satırlık alanım vardı fakat elimde tam bir seri oluşturacak kadar materyal vardı. Bu materyallerin arasında patentler, kullanıcı izleme (user-tracking) ve kullanıcı profili oluşturma (user-profiling) metotları ile ilgili bazı şeyler dikkatimi çekti.

Soru: Hangi gelişmeleri “en kritik” olarak derecelendirirsiniz?
Reischl: Google’ın kullanıcı hakkındaki tüm verilere ulaşması değil bilakis gelecekteki en büyük bilgi yayımcısı, bilgi taciri ve bilgi arşivi haline gelme ihtimalinin olmasını söyleyebilirim. Bu yüzden kendime şu soruları soruyorum: Elindeki büyük gücü göz önünde bulundurursak, Google’ın niyeti nedir? Google’ı kim kontrol ediyor? Verilerine kimin erişeceğine kim karar veriyor? Kimse Google’ın kontrolünü ayarlayamıyor, Google ne Avrupa’nın yorumlarını ne de bilgi koruyucuları ve firma-içi anlaşmaları takıyor. Tüm bunlardan Google’ın şüphe edilmesi gereken ve tehlikeli olabilecek bir firma olduğunu çıkarıyorum. Şunu da unutmamak gerekir ki, Google’ın merkezi Amerika’da. Yani benim verilerimi toplayan bir Amerikan firması. Bu veri topluluğuna tam olarak kimin erişim hakkı var? Amerikan otoritelerinin terörle savaş bahanesiyle neleri öğrenmek istediğini düşünürsek, bu tip sistemlere giriş hakkı elde etmek kolay bir şey olsa gerek. En büyük sapmalardan birisi kontrolsüzce veri toplama tutkusu oluyor. Google çok fazla kişisel veri topluyor ve bu bilgilere niçin ihtiyaç duyulduğunu asla belirtmiyor. Bir de buna toplanan verilerin 18 ay boyunca kaydedildiğini ekleyin. Yani altı aylık bir zaman aralığı fazlasıyla yetiyor. Gezinme alışkanlıklarımızı kaydeden çerezler gereğinden fazla arşivde tutuluyor, bizi doğrudan ifşa ediyor ve kesin kullanıcı profilinin ortaya çıkmasına sebep oluyorlar. Google’ın user-tracking (kullanıcı izleme) ve user-profiling (kullanıcı profili oluşturma) kategorilerinde sahip olduğu birçok patenti gözlemlediğimde, Google’ın bilgi korumanın ve insan haklarının üstünde bir Big Brother (her şeyi gözetleyen kişi) olma yönünde ilerlediğini görüyorum. 8 Mayısta gerçekleşecek olan hissedar toplantısında, hissedarlar iki ayrı talepte bulunacaklar: Comptroller of New York City saymanlık ofisi ve St. Scholastica manastırı Google’ın sansüre karşı hareket etmesini, kişisel düşünceleri serbestçe ifade edebilme hakkını desteklemesini ve kullanıcı bilgilerini kaydetmemesini talep edecekler. Böylece Çin gibi ülkelerde Google, devlet yetkilileri tarafından kullanıcıların kişisel bilgilerini ifşa etmeye zorlanamayacak. İkinci talepte ise Harrington Investmens, Google’ın kendine has bir insan hakları komitesi oluşturmasını istiyor. Her iki talep de denetleme meclisi tarafından herhangi bir sebep göstermeksizin reddedildi. Orijinal alıntı: “Recommendation: Our board of directors recommends a vote against the stockholder proposal.” (Tavsiye: Yöneticilerimiz hissedarların teklifine karşı oy kullanmamızı tavsiye ediyor.) Bu davranışı şüpheli ve kınanması gereken bir durum olarak görüyorum. Aynı zamanda Google için sadece paranın önemli olduğu ortaya çıkıyor. Google CEO’su Eric Schmidt’ten beklenen desteğe binaen Google-Engagement’ten seslenen Schmidt şunları söyedi: “nobody gives a shit on search” (kimse aramaya değer vermez): Google ne insan haklarına ne de bilgi korumasına değer veriyor. Google’ın bilgi korumadan sorumlu görevlisi Peter Fleischer’in ana misyonu Google’ın casusluk yöntemlerini ve hesap açıklarını ört bas etmek oluyor.

Soru: Google’ı kendiniz kullanıyor musunuz?
Reischl: Evet, ben de halen Google’da arama yapıyorum ki, kitabımın önsözünde de belirttiğim gibi araştırma için Google’dan faydalandım. Arama fonksiyonlarına karşı diyecek hiçbir şeyim yok. Ama ben arama devinin hangi bilgilerimi kaydettiğinin, Google’ın benim hakkımda bir profil ve dosya oluşturduğunun ve hangi bilgilerimi onların eline yahut bilgi bankalarına verdiğimin bilincindeyim. Profilimin daha detaylı bir şekilde ortaya çıkmasını istemediğim için tüm Google hizmetlerini kullanmıyorum. Google Mail’i sadece demo (deneme) amaçlı kullanıyorum; birilerinin benim maillerimin içeriğini taramasını çok şüpheli buluyorum.

Google Health:Google sağlığınızı takip etsin
Soru: Google taraftarları arama sonuçlarının diğer arama motorlarına nazaran çok daha iyi olduğunu söylüyorlar. Bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Reischl: Jimmy Wales (Wikipedia kurucusu) ile yaptığım bir röportajda Google ve Yahoo sonuçlarının aynı derecede iyi veya aynı derecede kötü olduğunu fakat her zaman Google’ın kazanan taraf olarak çıktığını öğrendim. Yapılan bir testte basit bir şekilde logoların yeri değiştirildi. Mevzu bahsin Yahoo’nun verdiği sonuç olması gerekirken yine Google daha iyi

performans sundu. Google kendini iyi pazarlıyor, cool bir etkiye sahip ve lego renkli mükemmel bir pazarlama balonu. Fakat kendimin de yaptığı bir test, Google’da yapılan ürün aramalarında çıkan sonuçların yarısının fiyat karşılaştırma sitelerine yönlendirdiğini gösteriyorsa, bu durum arama motorunun iyi veya daha iyi çalıştığı anlamına gelmez.

Soru: Google’dan vazgeçmek istemeyen bir kullanıcı nelere dikkat etmeli?

Reischl: İnsanları Google’dan vazgeçmeleri için değil bilakis başka arama motorlarına da bir şans vermeleri için teşvik ediyorum. Ayrıca neredeyse tüm Google hizmetleri için en azından bir alternatif mevcut. Google kadar iyi olan fakat onun kadar “cool” ve moda olmayan birçok alternatif var. Örnek vermek gerekirse exalead.com, ixquick.com veya quintura.com.

Soru: Kitabınızda Google’ın kullanıcıya hastalıklarını ve bulgularını web üzerinden merkezi bir şekilde yönetme imkânı sunan Google-Health uygulamasından da bahsettiniz. Öyle görünüyor ki, kişisel verilere etraflı bir şekilde erişebilecek olan bu tip hizmetlere yoğun bir talep var. Sizce bu gelişmenin sebebi nedir ve bu gelişmeye nasıl bir tepki gösterilmeli?

Reischl: Google’ın sağlık ve genetik araştırmaları alanına girmeye cüret etmesi son derece kuşkulu bir durum. Kan değerleri veya röntgen görüntüleri gibi sağlık bilgilerini Google-Health gibi bir portala kaydetmek ABD’de işe yarayabilir. Fakat Avrupa’da aynı şekilde olacağını düşünmüyorum. Bizde pasaport veya bir sağlık kartı için parmak izi alma planlandığında bile hararetli tartışmalar yapılmaya başlanıyor. Google-Health portalı bir Amerikan buluşudur ve ABD başbakan seçimi kampanyalarına konu olabilir, zira sağlık hizmetleri başlı başına bir seçim kampanyası konusu niteliğindedir. Elbette sağlık bilgilerinizi bir portalda depolamak ve bunları her an her yerden ulaşılabilir hale getirmek son derece rahat bir alternatif. Eminim Avrupa’da da bu hizmetten faydalanmak isteyen kişiler olacaktır. Özellikle de “Benim saklayacak hiçbir şeyim yok” diyen tipler bunu yapacaktır. Şahsen ben, bilgi koruması ve insan hakları gibi konuları elinin tersiyle iten, verilere kimin erişim hakkı olduğunu garanti edemeyen ve belki ilerleyen zamanlarda kullanıcı şartlarında yapacağı alelacele bir değişiklik ile bu bilgileri sigorta kuruluşlarına hatta işverenlere ve diğer firmalara sunabilecek bir Amerikan firmasının portalında sağlık bilgilerimi asla depolamam. Sağlık bilgileri, kâr odaklı özel bir Amerikan firma tarafından kontrol edilemeyecek kadar hassastır ve özen gerektirir.

Benim saklayacak bir şeyim yok diyenlere…
Soru: Google’ı beş, on veya 20 sene sonra nerde görüyorsunuz?

Reischl: Bu soruyu ciddi anlamda cevaplayamam çünkü geleceği görmek gibi bir yeteneğim yok. Ama şunu biliyorum ki Google ilerleyen zamanlarda herkesin “en sevdiği” şey olmayacak bilakis diğer büyük firmalarında başında geldiği gibi başka bir firma tarafından alt edilecek. IBM ve Microsoft ilk değildir Google da sonuncusu olmayacak. Google’ı sert yıllar bekliyor çünkü gün geçtikçe her şeyi kabullenmeyen ve metotları sorgulayan kullanıcı sayısı artıyor. Belki sene 2028’de Google hakkında şunlar söylenecek: “Milenyum dönümünde lego renkleriyle bezenmiş logosu ile internet kullanıcılarını baştan çıkaran, ayartan bir firma vardı. Ta ki, firmanın aslında bir pazarlama-balonu olduğu ortaya çıkana kadar bu böyle devam etti.”

Soru: Genel anlamda bilgi korumasının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Reischl: Bilgi koruması bir nesil-sorunsalıdır. Facebook, MySpace, YouTube veya chat aracılığıyla birbirleriyle “çıkan” , sırlarını birbirlerine söyleyen ve en kişisel yanlarını bile başkalarına gösteren gençler “Benim saklayacak hiç bir şeyim yok” sloganına göre yaşıyorlar. Onlar için özgürlük, kendisi hakkındaki her şeyi dünya ile paylaşmak anlamına geliyor. Fakat bu bilgiler birden farklı bağlantılar ile farklı yollar üzerinden tabiri caizse “dolu gibi” yağmaya başlayıp birileri hakkında yanlış sonuçlar çıkarılmaya başlandığı anda, bu trend bir dönüm noktasına ulaşacak. Yani “Benim saklayacak hiçbir şeyim yok” sloganı geçerliliğini yitirecek. 30+ ve 40+ yaş kategorisine baktığımızda ise durum çok farklı gözüküyor. Burada bilgi koruması ve mahremiyete değer veriliyor. Bu nesil birçok internet firmasının bilgi toplamadaki tutkusunu sorgulamaya başlıyor. Özellikle bilgi koruması kavramına büyük önem veren Almanya, bu trend dönüm noktasını tetikleyebilir ve Almanya’dan başlayan bu etki Avrupa tabanlı bir savunma mekanizması oluşturup kullanıcıların bilgi koruması ve mahremiyete önem vermelerini sağlayabilir. Çünkü sadece Avrupa’da değil ABD’de de kullanıcılar bilgi korumasına önem vermeye başladılar. Yakın zamanda yapılmış bir ankete (Harris Interactive online) katılan Amerikan vatandaşların çoğunluğu (yüzde 59) reklam ve içeriklerini kişiselleştirmek için kullanıcı bilgilerine erişen web sitelerine şüpheyle baktıklarını itiraf ettiler. Katılanların dörtte biri ise bu durumdan tamamen rahatsız olduğunu iddia etti.

Soru: Microsoft’un Yahoo’yu alması sizce Google’a ve piyasaya nasıl etki eder?

Reischl: Şu anda Avrupa’da patlak vermiş olan bilgi koruması tartışmalarının, Google’ı ve “Microhoo”yu etkileyeceğini (yeter ki etkilesin) düşünüyorum. Hatta “Microhoo”nun güçlü bir rakip olmak ve Google’a meydan okumak için kozunu tam olarak bilgi koruması konusunda kullanacağını ve bilgi toplama metotlarını yeniden düşünmeye sevk edeceğine inanıyorum; belki de “Microhoo” “biz sizi gizlice gözetlemiyoruz” gibi sloganlar yayımlayacaktır. Google’a mutlak bilgi koruma kanunlarına uyması için meydan okumak zorundayız.

Reklamlar

Yorum Yok to “Google: Sansürcü ve insan haklarına karşı”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: